5 Ekim 2014 Pazar
26 Nisan 2014 Cumartesi
Artık gözümün biri hep kapalı,
Duymadığım sesler için kulak kesiliyorum.
Ve artık kalbimin bazı kapakçıkları da kapalı,
Vücudumda hiç kıkırdak kalmadı.
Sigara içmiş akciğer resmi gibi kötü örnek gösteriyor artık insanlar beni.
Sol kolum sağ kolumdan 3 karış kadar uzun,
Kelimeler başkalarının boş sayfalarında...
Öyle büyük bir et beni geçiyor ki aklımdan şimdi,
Artık susup kemalime eriyorum.
Duymadığım sesler için kulak kesiliyorum.
Ve artık kalbimin bazı kapakçıkları da kapalı,
Vücudumda hiç kıkırdak kalmadı.
Sigara içmiş akciğer resmi gibi kötü örnek gösteriyor artık insanlar beni.
Sol kolum sağ kolumdan 3 karış kadar uzun,
Kelimeler başkalarının boş sayfalarında...
Öyle büyük bir et beni geçiyor ki aklımdan şimdi,
Artık susup kemalime eriyorum.
18 Şubat 2014 Salı
18 Mart 2013 Pazartesi
UYUMA
Geceleri uyumak, kimi zaman mesai gerektiren bir iş gibidir. Nitekim dün gece de ciddi bir mesai harcadım. Esasen uykuya dalamamak insanların şiirlerinde, öykülerinde oldukça sık kullandıkları bir tema olmasından kaynaklı mıdır bilmem fakat romantik bir durummuş gibi nitelenir. Oysa benim için durum öyle değil maalesef;
Öncelikle uyumadan önce aklımdan geçenleri durdurmam gerekir. İnsan bi düşününce, her şeyi unutup güzel bi uykuya dalmanın çekiciliği ile bu işin altından kolaylıkla kalkabilir gibi geliyor. Benim yaşadığım durum ise biraz daha farklı. Düşüncelerimin kontrolü bende değil. Tek meşguliyetleri (en önemli olduklarını ispat etmek istercesine), o anı domine etmeye çalışmak. Şöyle ki;
Şimdi bir geyik sürüsü düşün. Sen bu sürüyü derenin bir yanından diğer yanına geçirmeye uğraşıyorsun. Bu bile oldukça zor bir iş olsa gerek. Şimdi bu sürünün içerisine bir sürü koyun, bufalo, zebra ve inek v.b. mahluk ekleyin. Sonra bunları birbirlerine iyice karıştırın. Bu sürünün geçiş yönünün de önemi kalmasın ve bu sürülerin geçtiği nehre yeter miktarda timsah, kıyılara da 4'er, 5'erli aslan sürüleri ekleyelim. Aşmamız gereken ilk merhalemiz bu. Kolay olmasa da, bu aşamayı bilincimizin yavaşça kapanarak bize yardım etmesi sonucunda geçiyoruz.
Hemen ardından yarı bilinç durumundaki tecrübemiz zuhur eder;
Ne olduğunu daha çözemediğin rüyan bir anda kesilir, sonra bi trak girer ( o esnada rüyanın bir karesi veya kelimesini tekrar edersin), rüya devam ederken o an gelir;
Akciğerlerin günlerdir bomboş kalmış gibi "NEFES AL!" diye bağırır. Sen derin bir nefes alma çabası içerisinde iken suyu sıkılmış o beyninin tamamını kötü bir his kaplar. Sanki ölümden dönmüşsün ama yaşamın kapısından da tam olarak içeriye girmemişsin. Tam da bu aşamada "ölecek miyim, yaşayacak mıyım?" sorusunu yanıtlamaya çalışırsın. Motor sinir sitemin devreye girerek seni hareketlendirir ve uyandırır. Doğal olarak bok gibi hissedersin. Saat geç bir saattir ve kuvvetle muhtemel ertesi gün işin vardır. Uyumalısın. Sanki hiçbir şey olmamış gibi kafanı yastığa koyarsın (az önce olanları inkar edersin). Uykuya dalman oldukça uzun bir zaman alır. Bu kez çenen kilitlenir, istemsiz bir kas hareketi yaparsın ve hop yine yatak odanda olduğunu kavrarsın. Dışarıdan gören olsa iyi saatte olsunları gelmiş bunun der herhal.
Kalkar tuvalete gidersin. Bi yüzünü yıkarsın. Gözüne bakarsın. Göz kapaklarında endüstriyel tarım mahsülü gibi altlı-üstlü iki arpacık. İş yerine yeni elemanlar almışsın yetiştirmeye. İtalyanlar bır bır konuşur bi taraftan. Haftaya fuar var! koştur. Annenin kocaman kalbinin anjiyosu vardır salı günü ve hemen çarşamba çıkıp sahneye insan eyleyeceksindir.
Yine gider yatağa başını korsun.
Anlarsın ki yetmez yüreğin terk-i vücut ederken gırtlağında takılır kalır.
yamyamlar
masam,kağıtlarım,yazı makinam,üstüm başım kan içinde,
kan içinde kaldırımları geçtiğim şehirlerin,
duvarlarda ellerimin izleri kan içinde,
yarmışım göğsümü,yüreğimi yiyoruz bir dişiyle beraber.
mektup yaz,telgraf çek,telefon et,
geliyorum,geliyorum,geliyorum de.
ölüm,uslandır beni.
Nazım
24 Ocak 2013 Perşembe
SOĞUK KARANLIK MADDE
Bu kaçıncı lansor oldu bilmiyorum, birayla yuvarlayıp içtiğim. Artık içki içmek istiyosam öncesinde ve sonrasında midemi tamir etmem gerekiyor. Gelirken bakkalı gördüm kapısının önünde boş-mal bakıyor dışarı. Niçin bekliyor acaba? Yeni müşteriler mi? Bayram tatilinde memlekete gitmek mi?
Torunlarını sevip gülümsemek? Ayaklarını uzatıp, karısına çok çalıştığını vurgulayarak, hizmet edilmesini beklemek, elinde kumandayla?
Camın önünde beslediğimiz kedi. Belli ki biyolojik saati kurmuş, alarm çalmış beni bekliyor. Canımın sıkkın olması onun için fark eder mi acaba? Kedimiz Şanslı da, o da yedikleri şeyi yemek sanıyorlar. Biz kulağa daha hoş gelsin diye "mama" diyoruz. İçinde ne bok olduğu belli olmayan, bozulmayan bi şey işte. İnsanların günde iki hapla beslenecekleri günler için kediler üzerinde bi deney gibi sanki. Acı...
Ben neden eve giriyorum peki?
Ne bekliyor beni evde, mutluluk mu? Hiç sanmıyorum adamım. Dinlenmek? Anlamsız yere yorulan bir insanın dinlenmeyi hak ettiğini düşünüyor musun gerçekten? Vagonlara, gemilere, otobüs ve arabalara ne bok yemeye biniyoruz? Şu suratların sıfatına baksana!
Elimdeki mouse'u havaya atsam usb'sini çekip, beklenmedik şekilde el bombası gibi patlasa ve deve eğri boyun ekrana bakan aptal suratımla birlikte kazayla falan.
Borçlanıp borçlanıp çalışıyoruz. Kabul edin bunu. Yapılabilecek daha aptalca bir şey söyleyin bana. N'olur! Çok sıkıldım oğlum ben. Beni çok mutlu edeceğini düşündüğüm şeylerin mutlu etmeyeceğini de çoktaaan kabullendim.
Şu sıralar b'u- mutsuzluğumla yeni bi bileşen yaratıp "CDM - Soğuk Karanlık Madde" oluşturma aşamasındayım. Nedir bu Cold Dark Matter? CDM'ler fazla madde miktarı içerir ve daha düşük hızlarda hareket eder. Parçacıkları birbirleri ile kütlesel çekim yoluyla etkileşir ve diğer maddelerle zayıf normal bir etkileşimde bulunurlar. (viki peki) Bu parçacıkların var olduklarının hiçbir garantisi olmaması bir problem oluşturmaktadır.
Umuyorum yeterince kenetlenirsek bunu izotopuna kadar becerebiliriz.
..ve karanlıkta seninle yan yana oturursak, sessizce ha?
http://www.youtube.com/watch?v=Hk3tURx8a2Q
Torunlarını sevip gülümsemek? Ayaklarını uzatıp, karısına çok çalıştığını vurgulayarak, hizmet edilmesini beklemek, elinde kumandayla?
Camın önünde beslediğimiz kedi. Belli ki biyolojik saati kurmuş, alarm çalmış beni bekliyor. Canımın sıkkın olması onun için fark eder mi acaba? Kedimiz Şanslı da, o da yedikleri şeyi yemek sanıyorlar. Biz kulağa daha hoş gelsin diye "mama" diyoruz. İçinde ne bok olduğu belli olmayan, bozulmayan bi şey işte. İnsanların günde iki hapla beslenecekleri günler için kediler üzerinde bi deney gibi sanki. Acı...
Ben neden eve giriyorum peki?
Ne bekliyor beni evde, mutluluk mu? Hiç sanmıyorum adamım. Dinlenmek? Anlamsız yere yorulan bir insanın dinlenmeyi hak ettiğini düşünüyor musun gerçekten? Vagonlara, gemilere, otobüs ve arabalara ne bok yemeye biniyoruz? Şu suratların sıfatına baksana!
Elimdeki mouse'u havaya atsam usb'sini çekip, beklenmedik şekilde el bombası gibi patlasa ve deve eğri boyun ekrana bakan aptal suratımla birlikte kazayla falan.
Borçlanıp borçlanıp çalışıyoruz. Kabul edin bunu. Yapılabilecek daha aptalca bir şey söyleyin bana. N'olur! Çok sıkıldım oğlum ben. Beni çok mutlu edeceğini düşündüğüm şeylerin mutlu etmeyeceğini de çoktaaan kabullendim.
Şu sıralar b'u- mutsuzluğumla yeni bi bileşen yaratıp "CDM - Soğuk Karanlık Madde" oluşturma aşamasındayım. Nedir bu Cold Dark Matter? CDM'ler fazla madde miktarı içerir ve daha düşük hızlarda hareket eder. Parçacıkları birbirleri ile kütlesel çekim yoluyla etkileşir ve diğer maddelerle zayıf normal bir etkileşimde bulunurlar. (viki peki) Bu parçacıkların var olduklarının hiçbir garantisi olmaması bir problem oluşturmaktadır.
Umuyorum yeterince kenetlenirsek bunu izotopuna kadar becerebiliriz.
..ve karanlıkta seninle yan yana oturursak, sessizce ha?
http://www.youtube.com/watch?v=Hk3tURx8a2Q
24 Aralık 2012 Pazartesi
flashback
Dün tırnaklarımı keserken " Tırnaklarının ucu ne kadar beyaz." dedi biri.
Sanki.
http://www.youtube.com/watch?v=Jk4S-YqO4f8
Sanki.
http://www.youtube.com/watch?v=Jk4S-YqO4f8
12 Aralık 2012 Çarşamba
5 Aralık 2012 Çarşamba
BUGÜN
Bugün hatırlamadığım birkaç saniye var. O sırada araba kullanıyordum. Gözümü açtığımda çarpışmak kaçınılmazdı. Direksiyonu kırdım (ehliyetim yoktu), frene bastım (herkesin yaptığı gibi). Önümdeki arbaya çarptım. Çarptığım araba sivildi ama polisti. Bellerinde silah olan iki adama ehliyetsiz çarptım. Sonra eve gelip bir bira içtim. Sonra gittim stüdyoya prova yaptım. Birkaç bira daha içtim.
2 Aralık 2012 Pazar
HACI YATMAZ
Yüzün yere paralel.
Az önce kafatasını çatlatmışsın.
Hızla doğruluyorsun.
Şimdi de yüzüstü düşüyorsun.
Suratın, kaldırımdaki granitin sertliğine dayanamayıp yumuşuyor.
Hemencecik doğruluyorsun.
Başın dönüyor, yere doğru ve tam ters istikamettesin.
Aklına takılan şarkıyı unutmaya çalışman nafile.
Beyninde dönüp duran bu şarkının kulağına bir sıcaklık verdiğini düşünüyorsun.
Fakat sıcaklık 36,5 derece
Başına götürdüğün parmakların kırmızı.
Akıyor...
Yine savrulup doğruluyorsun.
Gıpta ediyorlar.
Ağzın, burnun kırılmış,
Yine, hep doğruluyorsun.
Az önce kafatasını çatlatmışsın.
Hızla doğruluyorsun.
Şimdi de yüzüstü düşüyorsun.
Suratın, kaldırımdaki granitin sertliğine dayanamayıp yumuşuyor.
Hemencecik doğruluyorsun.
Başın dönüyor, yere doğru ve tam ters istikamettesin.
Aklına takılan şarkıyı unutmaya çalışman nafile.
Beyninde dönüp duran bu şarkının kulağına bir sıcaklık verdiğini düşünüyorsun.
Fakat sıcaklık 36,5 derece
Başına götürdüğün parmakların kırmızı.
Akıyor...
Yine savrulup doğruluyorsun.
Gıpta ediyorlar.
Ağzın, burnun kırılmış,
Yine, hep doğruluyorsun.
18 Kasım 2012 Pazar
Eşittirsür!
Hızlısın.
Hava ardına kadar karanlık.
Önünde bi çift far,
"Ora" aydınlık.
Korkmuyosun.
"Ora" hızında ardın,
Ardın sürmekli karanlık.
Sür!
Kedi gibi sür!-
tün alkole,
Aklın fikrin ön sevişirken hepön.
Bi şey hızla geçer önünden,
"işte!" diyemeden daha
Heyecan da var.
Tilki mi o?
Göremedin,
Ki,
Tarifsiz,
Anla-[ma]-,(ta-ma)-[(dın.)]
Eşittirsür!
Neydi,n,okafabulanık?
Hızlısın.
O da hızlı,
Girdi-çıktı.
Heyecan da var.
Eşittirsür!
15 Ekim 2012 Pazartesi
28 Eylül 2012 Cuma
Ne zaman, nereyi keseceği belli olmayan bir tıraş makinesiysem.
http://www.youtube.com/watch?v=uMTRPMfGZTg
http://www.youtube.com/watch?v=uMTRPMfGZTg
19 Eylül 2012 Çarşamba
2 Ağustos 2012 Perşembe
DOLUNAY
Bu ay iki defa dolunayı görücez 2042'lere kadar falan sanırım bi daha yok. Bu nedenle Sarah Baras diyorum;
http://www.youtube.com/watch?v=YwushBt_Hpw
Sonra da canınız isterse bacak bacak üstüne atmış iki flamenco gitarcısının şaraplarını da içerken meşk etmesi;
http://www.youtube.com/watch?v=MK-M_EmbaAA&NR=1
http://www.youtube.com/watch?v=YwushBt_Hpw
Sonra da canınız isterse bacak bacak üstüne atmış iki flamenco gitarcısının şaraplarını da içerken meşk etmesi;
http://www.youtube.com/watch?v=MK-M_EmbaAA&NR=1
27 Temmuz 2012 Cuma
SARILMA MEKANİZMASI
İnsan evlatlarının savunma mekanizmalarına karşılık olarak, mütemadiyen savunmasız biçimde durup sarılma mekanizmalarınızı açmanın dikkat çekici sonuçları olur. Genelde sarılmak istediğiniz mecrada oluşan boşluğu fark etmeniz için gerekli olan zaman, altınızdan sandalyenizin çekilmesi ile affedersiniz mabadınızın üzerine düşme hissiyatını fark etmeniz için gereken zamandan uzun sürmektedir. Bu nedenle savunma mekanizmaları açık olan bir adem oğlumuz ya da havva kızımız, her halükarda sarılma mekanizması açık olan X kişisine karşı üstün gelecektir. Fakat sarılma mekanizması açık olan kişiye savunma mekanizması açık olan diger kişi de ancak teknik olarak sarılabilir.Yani savunma mekanizmanız açık iken sarılamazsınız. Hadi o zaman öpüşün, barışın;
http://www.youtube.com/watch?v=vr3x_RRJdd4
http://www.youtube.com/watch?v=vr3x_RRJdd4
5 Temmuz 2012 Perşembe
27 Haziran 2012 Çarşamba
ALARM
Bu sabah da kalktım.(Ne de güzel!) Aklımda alarm. Dişlerimi fırçalarken baktığım aynada uyanmamış benim;
Alarm: "Bir tehlike olduğunda bunu herkesin haber alması için verilen işaret!"
Alarm: "Her sabah kalkmamız için kurmuş olduğumuz telefon fonksiyonu. "
Her sabah kalkmamızın nedeni çoğumuzun işe (ne demekse o) gitmesi.
Her sabah tehlike içeresindeyiz.(tehlikeli iş, tehlike)
Tehlikeyi akşamdan sezip, sabah başımıza gelecekleri bildiğimiz için alarmı kuruyoruz.
Her sabah bir tehlike olduğunda bunu herkesin haber alması için bir işaret veriyoruz.
Her sabah bir tehlike olduğunda bunu herkesin haber alması için bir işaret veriyoruz.
Her sabah bu verdiğimiz işaret sadece bizi uyandırıyor.
İşe gitmek için uyanmamız tehlikeli.
Oysa kimse içinde bulunduğumuz tehlikeden haberdar değil.
Hepimiz tehlike sinyallerimizi yalnız kendi duyabileceğimiz frekanslara hapsediyoruz.
Sabah erken saatte, bir otobüste bu tehlike sinyallerini almadan yola çıkan kaç kişi var?
Herkes tehlike içerisinde ve kimseye duyuramadan ve bir otobüse bindi defalarca.
Alarm: "Bir tehlike olduğunda bunu herkesin haber alması için verilen işaret!"
Alarm: "Her sabah kalkmamız için şimdi kurmuş olduğum telefon fonksiyonu. "
Yatiim mi şimdi?
Yatiiim mi? Gerçekten?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
